16 Nisan 2014 Çarşamba

Avrupa’da Averroes adıyla tanınan Endülüslü Arap filozof, hekim, matematikçi ve felsefeci ...

İbn-i Rüşd
1126 Kurtuba-İspanya / 1198 Marakeş-Fas.
Latince Averroes,
İbn Rüşd.
İbni Rüşd,

(Arapça, ابن رشد ).
Künyesi: Ebü’l-Velîd. 

Avrupa’da Averroes adıyla tanınan Endülüslü Arap filozof .  


Tam adı: Muhammed İbn Ahmed İbn Muhammed İbn Rüşd.
Doğum tarihi: 14 Nisan 1126, Kurtuba (Cordoba), İspanya
Ölüm tarihi: 10 Aralık 1198, Marakeş (Merrâkûş), Fas
Baba adı: Abu Al-Qasim Ahmad,(Kurtuba Kadısı).
 

On üçüncü yüzyılda Endülüs’te yetişen meşhur filozof, doktor astronomi bilgini ve matematikçidir. Yoğun entelektüel faaliyetlerin olduğu İspanya'nın Kurtuba şehrinde Hukukçu bir aileden gelen İbni Rüşd, iyi bir dini eğitim almıştır. Ayrıca fizik, astronomi, tıp, matematik, felsefe ve hukuk alanlarında eğitim almıştır. Rasyonalist İslam ilahiyatçısıdır. Aristoteles'in felsefesinin büyük yorumcusu olarak tanınmıştır. İbn-i Rüşd’ün düşün hayatının en önemli olayı, Gazali’ye karşı giriştiği polemiktir. Felsefenin Tutarsızlığı kitabında Yunan felsefesini şeriatın öğretileri ile uyuşmadığı gerekçesi ile reddeden Gazali’ye karşı, İbn-i Rüşd, Tutarsızlığın Tutarsızlığı adlı eseri ile felsefe ile dinin tutarlı bir şekilde savunabileceğini ve Gazali’nin ileri sürdüğü tezlerin yanlış olduğunu savunmuştur. 

İbn-i Rüşd, hayatının büyük bir bölümünü Kurtuba, Marakeş ve Sevilla’da geçirmiş. O dönemde Kurtuba bir kültür merkezi iken Sevilla bir sanat merkezi imiş. Sevilla kadılığına getirilen İbn-i Rüşd, kısa bir süre sonra da Kurtuba başkadılığına (Kadıkudat, yani kadı­lar kadısı) atanır. İbn-i Rüşd, bir yandan kadılık görevlerini yerine getirirken diğer yandan Aristoteles ile ilgili çalışmalarına devam etmiştir. 1182 yılında Kitab-el Külliyat adıyla önemli bir tıp eseri yazan İbn-i Rüşd başhekim olarak atanmıştır.

İleri sürdüğü fikirlerin İslam dininin esaslarına ters düşmesi, Ülkede müslümanlar arasında hoşnutsuzluklar çıkarmış. Ad kavminin helak olmasına dair bilgilerin hayal mahsulü olduğunu söyleyerek Kuran-ı Kerim'de bildirilen bir hususun efsane olduğu yönündeki sözleri infial yaratmış ve halkın tepkisini almıştır. Bu şikayetler üzerine Kurtuba alimlerinden bir meclis oluşturulmuş ve yargılanmıştır. İbn-i Rüşd'ün islamiyetin iman esaslarına uymayıp görüşlerinin çoğunun sapıklık, bir kısmının ise dinden çıkmaya sebep olduğuna hüküm vermişler. Bunun üzerine de Hükümdar İbn-i Rüşd'ü görevinden alarak hapse atmıştır. Sonradan Sultan Mansur, Kurtuba'ya gelince onu affetmiş ama filozofun son seneleri keder ve sıkıntılarla geçmiştir. Lucene şehrine sürülmüş ve 1198'de Marakeş 'te vefat etmiştir.

Eserleri ;
  • Külliyat fit-Tıb, Kitab El -Tıb Kulliyate tel (Evrensel Tıp Kitabı-1162), Colligetadı ile İbranice'ye çevrilmiş ve 1255 yılında Bonacosa tarafından Latince'ye tercüme edilmiştir.
  • Tashrih al- a'lda: De Anatomia (Organların anatomisi),
  • Mukaddemat,
  • Nihayet-ül-Müctehid,     
  • Et-Tah-sil,
  • Muhtasar-ı Me-cisti,  
  • Kitab-ül Hayevan,
  • Zaruri,
  • Telhisü İlahiyyat-ı Nikolavus,
  • Te-hafüt-üt Tehafüt, 
  • Makhale fi Cevher il-Felek.
  • Şerhul Urcuze fit-Tıb,  
  • Kitabü Mabadet-Tabia,  
  • Şerhü Kitab-ün Nefs li Aristotales,
  • Fasl-ül-Makal ve Keşf an Menahic-il-Edille,  
  • Şerhu Kitab-üs-Sema ve-Âlem li-Aristales, 
  • Makale fil-Kıysas,

15 Nisan 2014 Salı

Asi Melekler kitabı ile büyük ün kazanan Amerikalı kadın yazar ...

Danielle Trussoni, (1973- .... ).
Danielle Anne Trussoni,
Amerikalı  kadın yazar.

ABD’nin Wisconsin eyalitinde, La Crosse kentinde ailenin dört çocuğundan biri olarak 1973 yılında doğmuş. Daha sonra anne ve babası boşanan Trussoni, Wisconsin Üniversitesinde Tarih ve İngiliz Edebiyatı bölümünü birincilikle bitirmiştir. Danielle Anne Trussoni   Nikolai Grozni ile evlenmiş ve 2002 yılında Iowa Yazarlar Atölyesinde Kurmaca Yazarlığı branşında mastır yapmıştır. 

Yazıları muhtelif gazetelerde yayınlanan yazarın 2006 yılında babası hakkında  yazdığı Vietnam Savaşı ile ilgili otobiyografi türünde ilk kitabı, Falling Through the Earth: A Memoir adlı kitabı The New York Times Book Review tarafından o yılın ilk on kitabı arasında gösterildi. 

Ayrıca bu eseri ile Michener-Copernicus Society of America ödülünü kazandı. 2010 yılında Asi Melekler (Angelology) adlı Sıla Okur tarafından Türkçeye de çevrilen ikinci kitabını, ilk romanını yazmıştır. Çok büyük gören ilk romanının film haklarını Columbia Pictures firması satın almış. Yazarın Asi Melekler ile başladığı dizinin ikinci kitabı Angelopolis olup yine beklenen ilgi ve alakayı görmüştür. Çalışmalarına kafasını dinleyebileceği kimsenin bilmediği sakin bir yerde devam etmektedir.(2014)

14 Nisan 2014 Pazartesi

Tuaregler'de sultana ya da krala verilen ad...

Amenokal,   
Leder,   
Tuaregler'de sultana ya da krala verilen ad.  
Tuaregler'de krala ya da reise verilen ad.      
Osmanlı arşivlerinde, Hagarlar ve Ezgarlar olarak iki halktan oluşan Tuaregler, Tevarık olarak kayıt altına alınmıştır. Afrika’nın en eski kavimlerinden biri olan Berberi kabilelerine mensup göçmen Tuaregler, Nijer, Mali, Nijerya, Tunus, Libya, Cezayir ve Burkina Faso arasında geniş bir alanda yaşarlar. Tarihleri boyunca çölde sınır tanımadan yaşayan bu millet de bulundukları ülkenin hükümetleriyle sürekli sorun yaşıyorlar.

Berberi dillerinden birini konuşan bir halk, bağımsız bir siyasi örgütlenmeye sahiptir. Genelde Tamaşek dilini kullanıyorlar. Nüfusları yaklaşık 4-5 milyon civarında olup çoğunlukla çöl, savanlar ve steplerde yaşarlar. Eskiden maden, kervan, hayvancılık işleri yaparken günümüzde uyuşturucu ve insan kaçakçılığı yanında paralı askerlikte yapmaktadırlar. Soylular, din adamı, vasallar, zanaatçılar ve eskiden köle emekçilerinden oluşan sınıflara ayrılmışlar. Geleneksel olarak, kırmızıya boyanmış deri çadırlarda yaşarlar. Eski Libyalıların kullandığı el yazısına benzer bir el yazısı, tifinag halen kullanılmaktadır.  Toplum içinde, erkekler başlarını ve yüzlerini litham adı verilen peçe ile örtüyorlar. Rivayete göre mensup oldukları mezhepleri gereği bir hadise istinaden veya başka bir rivayete göre erkekler duyguların gizli kalması gerektiği için yüzlerine peçe takarak örtüyorlar. Gençlik çağında yüzlerini örtmeye başlayan Tuaregler, ölene kadar yüzlerini açmıyorlar. Peçe ve örtü olarak genelde mavi renk hakim olup bu nedenle mavi adamlar bile denmiştir. Soy kadından çocuğa geçtiği düşünüldüğü için kadın ve kızlara ayrı bir önem veriyorlar. Kız çocukları da erkek çocukları ile aynı eğitimi alıyorlar.  Büyük bir çoğunluğu okuma yazma bilmeyen Tuaregler ağırlıklı olarak müslüman dinine mensup olup, maliki mezhebindendir.

13 Nisan 2014 Pazar

Bir şeye veya bir kimseye taraflı olma, husumet derecesine varacak ölçüde bir saplantıya düşmek, bağnazlık ...

Taassup,  
Arapça Taassub, ( تعصب ).
Bağnazlık,
Yobazlık.
Fanatiklik, 
Katı yandaşlık. 
Dini açıdan fazla salabetli (katılıkta) olma.
Benimsediği görüşü körü körüne savunma anlamında bir terimdir.
Bir şeye veya bir kimseye taraflı olma.
Haksız yere husumet etmek. 
Bir görüşe, bir inanışa körü körüne bağlanmak.

Türkçede taassup kelimesi yerine yobazlık ve bağnazlık kelimeleri de kullanılmaktadır. Taassup sahiplerine de mutaassıp denir. Halk arasında mutaassıp kelimesi dindar anlamında kullanılmaktadır. Halbuki dindar kişi mutaassıp değil, hoşgörülü olmalıdır. Taassup tamamen cahilliğe dayanır. Her zaman ilim ve bilim ile halkı aydınlatmak, cahil olmasını önlemek gerekir. Bir insanın içinde yaşadığı toplumun ortak değerlerine bağlı olması ve onları koruyup savunması, taassup değildir.  
Taassup kelimesi Arapça'da yakalamak, kuşatmak, sarmak, bağlamak anlamındaki asb (usub) kökünden türetilmiş olup kendi soyuna yardım etmek, körü körüne bağlanmak manasındadır.  Genel itibariyle taassup kelimesi asabiyet kelimesi ile eş anlamlı olarak kullanılır. Sinirli olmak, kendisi dışındakileri hiç sayarak kendi bildiğine gitmek, ön yargılı olarak kendi görüş ve düşüncelerini ifade etmek demektir.  İnsanlarda herhangi bir konuda  oluşan aşırı sevgi ve heyecan, cehaletten kaynaklanıyorsa taassup, bilim ve ilimden kaynaklanıyorsa müsamaha (hoş görüşlülük) demektir. Hoşgörülü insan, sabit fikirli değildir. Medeni cesaretle fikirleri tartışabilir. Doğru ile yanlışı ayırt etme gücüne sahiptir. Hakkında yeterli bilgisi olmayan şeylerde körü körüne iddia sahibi değildir. Taassup sadece dinde olmaz. Her tür konuda yanı şekilde oluşur. Bilgisizlikten kaynaklanan ve inatçı, tartışmayan benimsediği fikre körü körüne savunan kişi ve düşünceler de taassuptur.

2005 yılında keşfedilmiş, yüzeyi buzullarla kaplı güneş sisteminin bilinen üçüncü büyük cüce gezegeni ...

Makemake,
Gezegene Şili’de yaşayan Polinezya halkı Rapanui halkının tanrısı olan Makemake'nin adı verilmiş. Uydusu bulunmayan Makemake, güneş sisteminin yeni cüce gezegenlerinden birisidir. En küçük gezegen olarak bilinen Plüton’dan daha da küçük, aşağı yukarı dörtte üçü kadar bir gezegendir. Güneşe uzaklığı 50 AB (1 AB = 150.000.000 km), olup, Çapı 1500 km. dir. Gezegenin ortalama sıcaklığı -240oC olup yüzeyinin metan, etan ve nitrojen buzulları ile kaplandığı tahmin edilmektedir.

Makemake, Amerikalı uzay bilimcilerinden astronom Michael E. Brown, Chad Trujillo ve David Rabinowitz tarafından 31 Mart 2005 yılında Palomar Rasathanesinde ilk kez gözlemlenmiştir.  Gezegen Easterbunny kodu ile kayıtlara geçmiştir. Resmen 2008 yılında Uluslararası Astronomi Birliği tarafından cüce gezegen olarak kabul edilmiştir. 

Güneş sistemindeki Eris ve Plüton gezegenlerinden sonra sonra bilinen en büyük cüce gezegendir.  Makemake gezegeninde gözlemler sırasında, kırmızımsı bir renk gözlenmiştir. 

12 Nisan 2014 Cumartesi

Güzeli en üstün, en yüce değer sayan kişi ...

Estet,  
Fr. esthète, İng. aesthete. 
Güzel duyu,  
Bedii, (Osmanlıca) 
Bediiyat. 
Bedi' ve güzel olan.  
Güzeli en üstün, en yüce değer sayan kişi.  
Ebedi ve güzel olan.  

İlahi ve güzel eserlere müteallik bulunan.   
Sanatsal ürünler arasında güzeli en üstün, en yüce değer sayan kişi. Güzelden anlayıp güzel şeyleri iş edinen kimseler için kullanılan bir kelimedir.   

Estetik, Aisthetiké (épisteme) - duyum bilimi, öğretisidir. 
Estetik kelimesinden estet kelimesi türetilmiştir. Esasen estetik sözcüğü, duyum, duygu, algılamak, duyular anlamına gelen Yunanca aisthesis kelimesinden türetilmiştir. Sonuç olarak estetik güzellik duygusu ile ilgili olan, sanatsal güzellikleri barındıran anlamındadır. Güzelliği ve güzelliğin insan ruhundaki etkilerini konu olarak alan felsefe koludur. Sanatsal yaratımın genel yasalarıyla sanatta ve hayatta güzelliğin kuramsal bilimi, güzel duyu ile ilgili, uygun olan demektir.   Ayrıca kusurlu bir organı düzeltmek veya güzelleştirmek amacıyla uygulanan yöntemlere de estetik denilmektedir. Estetik yalnız sanattaki güzeli, dolayısıyla yalnız sanat felsefesini değil doğadaki güzeli de kapsar. Aynı şekilde güzel nesneyi, güzelin öznel ve ruhsal yaşanışın ve yaratılışını da içine alır. Estetik kavramı güzel olanı aramak, duyumsamaktır.

11 Nisan 2014 Cuma

Kutsal inanç ...

İman, (Arapça  ایمان ).
İnanma.
İnanmak. 
İtikad. 
Kutsal inanç .
İnanma, inanç. 
İnanç. 
Güçlü inanç, inan.
İman edenlere, inanlara mümin denir.

Hakkı kabul, tasdik ve izan etmek. 
İslam dinini kabul etmek.
İslamiyeti kabul edip amel etmek, dini bütün hakikatleri kabul edip gereğini yerine getirmek imandır. 

Bulmaca Bul